Mesajlar Etiketlendi ‘motosikletle uzun yol’

    Karakarga ile kısa zamanda pek çok uzun, kısa geziye imza attık. Bu gezilerin ilk ve en önemlilerinden biri sevgili kardeşim Çağlar (Bodrumlu) ile olan EMOK festivali gezimizdi. Bir gün için de onca yol, tepe, viraj, stabilize. Bilumum çetrefilli yol şartı. Eğitim gibi bir gezi olmuştu. Aşağıda o gezinin çeşitli sitelerde de yayınlanmış raporunu bulacaksınız.

7.EMOK Motofest Sürüşü (Cloud & Bodrumlu) 05.07.2008 Cumartesi.
    Bodrumlu ve Ben(Cloud) Cumartesi sabahı saat 08.30′da Harem’de buluştuk. İlk kez katılmak üzere bu yıl mekanı değişen Eskişehir’den Bilecik’e alınan EMOK Motosiklet Festivaline gideceğiz. Önümüzde bizi bekleyen zorlu, maceralı, yorucu ama bir o kadar da eğitici ve zevkli bir yol olduğunu o saatte henüz bilmiyorduk. Harem’den çıktık yola, kısa bir E-5 sonrası otobana girdik ve Eskihisar’a kadar durmadan sürdük. Eskihisar’da feribota kendimizi attığımızda gayet keyifli bir haldeydik ve henüz dinçtik. Hemen ilk fotoğraflar ve tabii kahvaltı üstüne çaylar.

Feribot sonrası hedef Orhangazi. Orada İznik sapağında benim daha önce İznik’e giderken mola verdiğim yerde durmak üzere sürdük. Bursa yolunu sonunda düzeltmişler, yokuş yukarı virajlarda kamyonlara ve otobüslere fark atarak iki motor çok zorlanmadan sürdük. Ve Orhangazi’de mola verdiğimizde anladık ki,
iki motorla sürüş çok sorunsuz ve keyifli oluyor. Özellikle sollamalarda bu şekilde body’li sürmek çok güvenli hale geliyor. Bodrumlu’ya bu konuda teşekkür etmeliyim. İlk kez birlikte sürmemize rağmen sanki uzun zamandır birlikte yolculuk ediyormuşuz gibi güven verdi ve uyum sağladı.

Orhangazi’de bir bakkal kenarında çeşme molası ve sodaları mideye indirmece sonrası
fotoğrafları. Ohh, serinlemek ne güzelmiş.

Oradan sonraki ilk mola yerimiz Bodrumlu’nun bahsettiği minik şelale oldu. Ben soğuk bir su beklerken şelalenin suyu gayet ılık çıktı.

Abi piştim diyen Bodrumlu su başında.Ve ben işte olay budur pozu verirken.

Azıcık yorulmuş muyum ne?

Sonra artık hedefimiz İznik. Amacımız orada EMOK sitesinde meth edilen köfteciye ulaşmak.

Ve motosiklet cenneti İznik, işte Ayasofya.

Ve elbette köfteci.
Bizim kafadarlar park halinde.

Köfteci’de düşündüğümüzün neredeyse yarı fiyatına köftelerimizi yiyoruz, üstelik çok da kaliteli temiz bir yer, yolunuz düşerse İmren Köftecisine mutlaka uğrayın.
Tam İznik Merkez’de Ayasofya’nın karşı çaprazı. Zaten kime sorsanız gösterir. Biz ilk sorduğumuz adamdan yerini öğrendik. Sonrada güldük köfteleri yerken. Çağlar: ” Abi kesin şu adam biliyodur” dedi.
Ve evet adam hemen tarif etti. “Demedim mi abi, küçük yer herkes heryeri bilir burda” dedi. Başladık gülmeye.
Köftecide iyi bir dinlendik, ve açlıktan orada fotoğraf çekmek aklımıza gelmedi biz de gitmeden önünde çekelim dedik.

Köfteler midede keyfimiz gıcır.

Buradan sonra rotamızda Yenişehir üstünden İnegöl var. Gerçekten düşündüğümüz gibi çıkmadı yol zaman zaman çok bozuk, sıcak acayip arttı. Önümüze o daracık yolda sık sık kamyonlar çıkıyor ve 30 – 40 km hızla pişiyoruz.
İnegöl’e az kala Bodrumlu yanıma yanaşıp kaskını açtı, “abi uygun bir yerde duralım, ben piştim.” “vallaha ben de piştim, ilk müsait yerde duruyoruz ok”

Ve o ilk müsait yerden fotolar.
Dönerken kesin olarak bu yoldan dönmemeye karar verdik.
İnegöl’e vardığımızda bir benzin istasyonunda durup yol sorduk ve biraz oturup su ve tuvalet molası verdik.
Oradan sonra Pazaryeri kavşağını buluyoruz ve Bodrumlu’nun yolda sık sık “abi hiç motorcu yok, yanlış rotada mıyız dersin?” sözünün doğru olduğunu anlıyoruz. Pazaryeri’ne döner dönmez kavşakta motorcular bizi selamlıyorlar.
Hedef Gümüşdere ve Kınık Köyleri üzerinden Bilecik Küçükelmalı. Sanıyoruz ki az kaldı, zira yol boyu yanımızdan motorcular geçiyor ve sürekli kornalaşıyoruz. Ama asıl iş bundan sonra imiş. Öyle bir yokuş ve sert virajlarla karşılaşıyoruz ki, belki de bugüne
kadarki en sert ve zorlu viraj deneyimimiz oluyor. Resmen viraj okulu bu yol.
Nihayet yolun bir yerinde Bodrumlu kenara çekiyor. Gözüne sinek kaçmış. Neyse ki benim topcase’de azıcık su var, onunla yüzünü yıkıyor.

Bodrumlu biraz rahatlayınca birlikte poz veriyoruz.(Bu arada bizim popolar sızlıyor, belli etmesekte.)

Tüm bu zorlu yolculuğun sonunda Küçükelmalı’ya varıyoruz. Ve EMOK beklediğimizden çok daha üstün bir Festival hazırlamış. Gerçekten mekan seçimi harika. Baraj gölünün tepesinde ormanlık bir yer. Alanda herşey düzenli, çadır alanı, park yeri, sahne, standlar… herşey belli bir düzen içinde.
İşte “motosiklet festivalini motorcular yapar” düşüncesinin ispatı diyoruz ikimizde. Girişte kayıt yaptırıyoruz ve boynumuza EMOK Katılımcı kartlarımızı asıp gezmeye başlıyoruz. Verdiğimiz 15lira karşılığında, bir adet anahtar askısı, bir adet hatıra tişörtü, bir adet bandana bir adet MotorOn dergisi, bir adet Türkiye Haritası ve minik bir güneş yağı hediye ediliyor.

     Gerçekten geldiğimize, bunca virajı göze aldığımıza değdi diyoruz. Çadırlarla gelmediğimize ise çok üzülüyoruz doğrusu.Ve fotoğraflar.
Yorgun bir motorcu etrafı keserken.
Katılım yoğun, alan geniş.

Üstelik yalnız insanlar da değil bu katılımcılar.

Bodrumlu pazar alanına hayran kaldı “Abicim adamlar bunu bile düşünmüş” diyor.

Alanda yarışma var birazdan, hazırlıklar yapılıyor.

Bizse o zamana kadar bir turlayalım diyoruz.

Ve Festival alanından ilginç motosiklet manzaraları.
Hastasıyım Shadow’un.

Klasikler de orada.

Tanıdık yüzlerde var abisine özenen.

Bodrumlunun geçenlerde test ettiği MT01

Ve Bursa Enduro Başkanı eski Milli Basketbolcumuz Efe Aydan, yarışma için hazırlık yapılırken.
     Neredeyse tüm Bursa Enduro Kulübü oradaydı 100 motor oldukları söyleniyordu. Biz üstlerindeki yeleklere bayıldık. Satılsa alacaktık neredeyse. Ama kalmamış.Ve yarışma başlıyor. Amaç KTM ile tepedeki asılı toplara hakemin gösterdiği sıra ile yere ayak basmadan vurmak.
Bir ara Çağlar’a katılsak mı tam uzun boylulara göre diyorum.

Bodrumlu KTM Adventure’a bayılıyor, hemen bir foto lazım.

“Abi arkadaki benzin bidonlarına bak, zaten bu buraya başka türlü gelemezdi” diyor.
Ve hayran kalıp bakmaya devam ediyor…

Aynen bizim gibi iki kafadara daha rastlıyoruz.

Ve klasikçiler işbaşında…

Ve dehşet bir klasik daha. 1951 BMW.

Yanına gitmeli bir poz çekmeli.

İşte motorun sahibi bu abi, Bilecikli ve üç tane daha böyle klasiği varmış. Bu alet düz yolda 100 – 110km yapabiliyormuş.

Ve bizim kafadarlar gitmek için bizi bekliyorlar.

1,5 – 2 saat takılıp yavaştan dönmeye başlıyoruz. Tam bir Mad Run oldu bizimkisi. Ama değmedi mi? Fazlasıyla değdi.

Dönüş yolundan manzaralar. Bu kez kısa rotayı seçiyoruz. O da geldiğimiz kadar olmasa da özellikle Bilecik’ten sonra Yenişehir – İznik yolu müthiş Yokuş ve virajlı.
Biz bu gezi de ciddi viraj dersleri almış olduk. Kendi adıma ben daha önce bu kadar çok ve sert viraj deneyimi yaşamamıştım. EMOK bu rotaları da bilinçli seçmiş belli ki. Tam derslik yollar bunlar.

İlk molamızı birazcık düze çıkınca veriyoruz. Bir ayçiçeği tarlasının yanında.

    Dönüş yolunda 1 saat kadar motorları değiştik, Bodrumlu cbf150′nin selesinin tahta olduğuna cidden inanmaya başladı benim YBR’nin pamuk selesinden sonra.
Pancar Koop.’un hızlı kuryeleri işbaşında…

Bu poza epeyce güldük tesadüfen orada durduk ama hale bak…

Sonra İznik’i geçtik, devam ettik. Orhangazi’ye gelmeden bir kask silme ve popo dinlendirme molası daha verdik. Bodrumlu’ya diyorum ki, “resmen Iron Butt yaptık biz bugün” “Harbiden abi” diyor.

Ve dönüş yolundaki son molamız, Bursa otoyoluna girmeden bir istasyonda oluyor.

Bugünün ödülü de dondurmalar. Ve evet işte biz başardık, meydan okuduk yollara, virajlara, dağlara, tepelere pozlarımız.
Yüz ifadelerimiz dediklerimi haklı çıkarıyor adeta.

Gezinin dört kahramanı, Bodrumlu, Cloud, cbf150 ve ybr125 bir arada.

Feribottaki çay tost molası sonrası Tuzla sahil yolundan Pendik’e varıyoruz. Son poz Bodrumlu’dan. İyice yorulmuşuz saat olmuş 22.30. Bodrumlu dayısına ulaşıyor orada kalmak için, ama netice olumsuz, çaresiz artık iron butt’unu kaldırıp Şirinevlere gidecek : )

    Oradan o çevre yoluna, ben sahil yoluna devam ediyorum. Ben, Bağdat Caddesi Cehennemi sayesinde 23.00′de ancak eve varıyorum. Kapıdan adımımı attığımda Çağlar arıyor vardım diye.
Benle aynı anda Şirinevler’e varmış. Onca yol yaptık Bağdat Caddesi kadar kasılmadım.
Ben toplamda 482km Bodrumlu ise 520 küsur yol yapmış.    Bu gezi bizi sıkı yordu ama bir o kadar da pişirdi. Yorulduk ama müthiş bir deneyimdi, gerçekten gittiğimize değdi. Bizim için tam bir demir adam sürüşü oldu.
EMOK’ta bu festivale emeği geçen herkese teşekkürler ve bravo. İyi bir Festival mi arıyorsunuz? O festivali EMOK yapıyor haberiniz ola.
Gelecek yıl konaklamalı gitmeye karar veriyoruz. Ve kırkambarlarımıza bir çentik daha atıyoruz.
Ve hatıra olarak elde kalan, bize bu sürüşü hatırlatacak.
Çağlar’a (Bodrumlu), yürekten teşekkür ediyorum, beni yalnız bırakmadığı, harika yol arkadaşlığı ve tüm samimiyeti için.

Umarım sizler de sıkılmadan bizim yaşadığımız keyfi okuyarak almışsınızdır.

Cloud.
(05.07.2008 İstanbul – Bilecik 7.EMOK Festivali sürüşü).

Geçen gün Bodrumlu ile buluştuk, hala o Bilecik sürüşünden dem vuruyordu. Gerçekten de bizim için derin tecrübelerle dolu bir sürüş olmuştu. Tadı hala damağımızda duruyor.


Devam Edecek…